19 Mayıs 2015 Salı

Zeki Müren de bizi sevecek mi?

Derya Bengi'nin küratörlüğünü yaptığı "İşte Benim Zeki Müren" sergisi Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde. Toplanmasına az kaldı. Bence bitmeden gidin. 29 Mayıs son.

"Yalnızların yalnızıyım, yalnızım"

Sergiyi beğendim. Çok hüzünlendim, çok keyiflendim, bazı şeylere kızdım, cık cıkladım. Bir kere sürekli Zeki Müren şarkıları çalıyordu. Sergiyi gezen herkes şarkılara eşlik ediyordu. Ben dahil, belli bir yaşın üstündekiler tabii :)

Fotoğrafların yanında, videolar, eşyalar, filmlerinden bölümlerin gösterildiği mini bir sinema salonu ve hafızalarda yer etmiş sahne kostümlerinin bir kısmı da sergileniyordu.

Gözalıcı
İnsanın uzanıveresi geliyor
Yıllar önce, Nalan Seçkin'in Bilgi Yayınevi'nden çıkan Zeki Müren biyografisini okumuştum. Fazlaca otokontrollü ve yüzeysel bir anlatı olsa da, ilgi çekiciydi. Yakın zamanlarda da Radyo Haftası, Radyo Alemi gibi dergileri ve Zeki Müren'in şöhretinin doruğunda olduğu zamanların magazinlerini tararken, Zeki Müren'le ilgili birçok malumat derledim. Bir bölümü kendi ağzından. Çok çarpıcı fotoğraflarla karşılaştım. Bunların bir kısmı bu sergide de var. Müren, radyo dergilerinin yıldızı. Çünkü, Elliler'den televizyon yaygınlaşana kadar radyo konserlerinin ve sahnelerin de yıldızı.

Hem, Seçkin'in Müren biyografisinden, hem sözünü ettiğim arşiv malzemesinden, hem de bu sergiden, Müren'in çocukluğunun ağızda kötü bir tad bırakan cinsten olduğu izlenimini edindim.

Ama burda pek tatlı. Tipi de hiç değişmemiş
Babası her gece rakı içiyor diye, anason kokusundan bile nefret etmeler, 6 yaşına kadar altına kaçırmalar...

Ama asıl ilgimi çeken şu oldu: 10 yaşına kadar ana babasıyla yatmış Zeki Müren. Bunu öğrenince hemen aklıma gelen kendi deneyimimiz oldu. Oğlum geçen yıl bazı geceler kabuslar görüp, korkuyla titreyerek yanımıza geliyor ve bizimle uyuyordu. Biz de nörolojik veya psikolojik bir sorun mu var diye, bilenlere danışıyorduk. Genelde iç ferahlatan yanıtlar alıyorduk ama uzak ahbaplardan birinin çocuk psikoloğu olan eşi, ki kendisi televizyona çok bilinen bir pedagojik içerikli program hazırlıyordu, onlu yaşlardaki bir çocuğun geceleri ana-babasının yanına yatmasının onun eşcinsel olacağına dair bir işaret olacağını iddia etti. Dikkatli olmamız konusunda uyardı bizi.

Tabii ki ilk tepkimiz, "E olabilir eşcinsel. Neye dikkat edeceğiz ki?" demek oldu. Ardından, düşündük, dedik ki, herhalde bir erkek çocuk, hayatının hiçbir döneminde güçsüz görünmeyecek, şefkate muhtaç olmayacak, "kız gibi zayıf" davranmayacak. "Erkeklik en çok erkekleri ezer" sözüne gel de inanma.

Zeki Müren'e dönecek olursak, sergi boyunca, çocukluğundan erişkinliğine uzanan köprü boyunca bu ve buna benzer imalarla sık sık karşılaşılıyor. Bunlardan biri de, sünnet olduğunda eline kına yaktırmak istemeyip, yalvar yakar oje sürdürmesi ve sünnet elbisenini bir ay boyunca üstünden çıkarmaması.

E kardeşim, bir yandan çoçuk Zeki'ye dair böyle imalarda bulunuyorsun da, yetişkin Zeki'nin cinsel kimliği niye hala tabu? Dille ikrar edilemeyen fotoğraflarla mı anlatılmaya çalışılıyor?

"Siz anlayın artık" türünden fotoğraflar
Hep bi imalar falan
Bütün serginin bence en katlanılmaz yanı, bu "dilimin ucunda ama söyleyemem" boğuntusu.

Bu memlekette Zeki Müren hep sevildi, hep kollandı, onunla gurur duyuldu, sanat güneşi oldu. İstisnai durumlar vardır elbet. Ama Bülent Ersoy, hatırı sayılır bir nefret söylemine maruz kaldı, alaya alındı. Zannımca, Bülent Ersoy'u zor durumda bırakan, biyolojik olarak da erkekliğinden kurtulmasıydı. Zeki Müren gibi, imalar, kenardan dolanmalar, tam sınırdan dönmelerle kadın olmadı. Kılık kıyafetiyle, abartılı makyajıyla, sevgilileri ve kocalarıyla arz-ı endam etti. Kendinden "benim gibi bir kadın" diye başlayan cümlelerle bahsetti. Meydan okudu. Bu yüzden cezaevine bile düştü. Yasaklı oldu.

Güçlü sesi yabana atılamayacağı için "diva" dendi ona. Güçlü karakteri ve asabiyeti de hayatta kalmasını sağladı sanırım.

Zeki Müren, çocukluğum ve gençliğim boyunca hatırladığım kadarıyla, ne zaman kadınsılığına vurgu yapılsa, geçmişinde kadınlarla yaşadığı aşk ve seks maceralarından bahsetti/bahsettirdi. Kendisinden çocuk aldıran kadınlar ve nişanlılar ortaya sürdü. Sonu gelmez bir inkar pratiğine hapsoldu. O yüzden de mutsuz oldu gibi geliyor bana: "Siz beni hep böyle bildiniz, mesut bahtiyardan şarkılar dinlediniz..."

Hem Müren, hem de Ersoy milliyetçi muhafazakar, hatta cinsiyetçi bir söyleme sık sık başvurdular. Ersoy hala başvuruyor. Ne zaman bir çıkış yapsa, muhalif bir tavır takınsa, ardından çark ediyor, dine, ahlaka referansla durumu kurtarmaya çalışıyor.

Her ikisi de vesayetçi, otoriter kurumlara destek veriyor, maddi ve manevi katkıda bulunuyorlar. Evet, şimdiki zamandan bahsediyorum. Zeki Müren sergisinde Mehmetçik Vakfı stand açmıştı. Müren'in mirasını vakfa bağışladığı belirtiliyor ve bizim de parasal destek olmamız için çağrı yapılıyordu.

Kendi kendime sinirlenirken şunu da düşünmedim değil: ne yapsaydılar? Böyle bir toplumda, akıl ve beden sağlıklarını minimum düzeyde koruyarak var kalabilmek için birtakım tavizler vermek şarttı. Ayrıca, cinsel kimlikler konusunda özgürleşmek, mutlaka düşünsel olarak da özgürleşmek, eleştirel bir zekaya sahip olmak anlamına gelmiyordu ki?

İşte o yüzden, "Zeki Müren'i seviniz" çağrısına canı gönülden uymama rağmen, belki de tanışsaydık beni ve benim gibileri sevmezdi, dedim kendi kendime.

Neyse işte, böyle böyle düşünerek, sevdiğim şarkıları Zeki Müren'le birlikte mırıldanarak sergiyi tavaf ettim.

Müren'in şu haline hiç tesadüf etmemiştim:

Esmer Zeki

Ayrıca, Ankara'da, Gençlik Parkı Yazar Gazinosu'nda çalışırken kullanmak için Ankara'dan, Gaziosmanpaşa'dan bir ev almış. Bunu öğrenmek de hoş oldu. Büyükler o günleri hep anlatırlar, o muhteşem konserleri, kadınlar matinelerini...


Zeki Müren'in dünyaca ünlü benzeri Liberace'in hayatı film yapıldıydı. Bence onun hayatı da filme yakışır. Ama tabii yine tabular, tedirginlikler, kamuoyu baskısı şu bu devreye girer. Belki bir gün, diyelim.

2 yorum:

  1. Yazınız çok güzel olmuş beğendim, vaktim olursa sergiye gideceğim :)
    ben de 12 yaşıma kadar annemlerle yattım, aslında daha da yatabilirdim ama bana bir oyuncak ayı aldılar ve o gün, tek başıma yatabildim.sonra da hep tek uyudum zaten.
    ve son bir şey, zeki Müren beyi de içinde bulunduğu imkan ve şerait dahilinde degerlendirmelisiniz bence. eski zaman, eski kafa insanlar.. ne bileyim, sizin düşünceniz bu sonuçta, bisey demeyeceğim.

    Kendinize iyi bakın çok :)

    YanıtlaSil
  2. bence mutlaka gidin. eski zaman, kafa hakkında söyledikleriniz doğru. düşünüyoruz zaten üzerinde. selamlar

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...