4 Ağustos 2017 Cuma

Ankara'nın Baharı Mayıs'tadır, Neler Okumuşum Bakalım?

Mayıs ayını oldum olası severim. Halbuki Nisan benim doğduğum ay. Ama Ankara'da pek müşfik geçmez Nisan. Kış aylarından daha çok titretir, kar yağdırır, çiçekleri dalında öldürür. Bilenler Mart-Nisan'ın Akdeniz ve Ege ikliminde sevilesi olduğunu söylüyorlar. Mayıs ise yağmurlu olduğu hep unutulup, her günümüzü zehir eden Haziran'a varmadan önceki tatlı duraktır. Şerbet gibi bir hava, yüzümüze gülen çiçekler, taze filizler, yapraklar felan.

Geçen Mayıs'ı dört kitapla kapatmışım. Çok az. Çünkü, bir tanesi çok ince kitaptı, Ahmet Tulgar'ınki. Vardır elbet bir sebebi bu kıt okumanın. Geçmiş gün. Neydi sebebi hatırıma getiremedim.

Şimdi gelelim okuduklarıma: Esra Türkekul'un Kapalıçarşı Cinayeti'ni Esen Kitap'tan çıktığında alıp bir lokmada yutmuştum. Kilosuyla başı dertte, ayrılık acısı çeken, meraklı, cin gibi dedektifimiz Berna okuyan tüm kadınların kalbini fethetmişti. Berna dedektif falan değildi tabii. Turist rehberliği gibi işler yapıp yolunu bulmaya çalışan, standartlara göre makbul ve makul sayılmayan bir genç kadındı. Kapalıçarşı'da, gezdirdiği turistlerin başına gelen felaketin peşine düşüyordu ilk romanda.
Tabii ikincisi, Cadıbostanı Cinayeti çıkınca Bernasever kadınlar olarak yerimizde zıpladık. Avare dedektifimiz Berna, bu kez mahallesindeki parkta öldürülen komşusunun katilinin izini sürüyordu. Berna zayıflamış, depresyonu da bir parça atlatmış sayılırdı. Bu romanda, Berna'nın annesi ve evlere şenlik teyzesini daha yakından tanıma şansımız oluyordu. Şanstı hakkaten. Birbirine benzemez ama numunelik iki kadın. İki kitabı da kaçırmayın.

Esra Türkekul. Seviyozzz.


İkinci kitabım Haldun Dormen'in anılarının ikinci cildiydi. Nerde Kalmıştık? Ben Dormen'in oyunculuğuna hiç yüz vermem. Ama kendisi uzaktan hep sempatik ve tanımaya değer gelmiştir. Belki de yanılıyorum tabii. Medya yanıltmaya muktedirdir biliyorsunuz. Her neyse, her iki ciltte de Dormen'in anı yazarları arasından öne çıkmasına sebep bir tavrı var. Kendisiyle ve çevresiyle alay edebilen, hayata bağlı, neşeli ve en önemlisi dedikoducu bir yakın arkadaş kesiliyor anlatırken. Ölenin arkasından da konuşuyor. Herkese hatasını teslim ediyor. E hakkını da veriyor tabii. Anlatılan olayların failleri bana katılmayabileceklerdir. Ama işte anı, biyografi, otobiyografi biraz böyle. Gerçeğe sadakat diye bir şey var mı allasen? Hayat ve tarih de bir kurgu değil mi? Kendi hayatından enstantaneler anlatırken tiyatro ve televizyon tarihimizi de önümüze seriyor. Kitabı okudukça, Dormen'in evine gidip bi kahve içesim geldi. 

İşte bu eve gitmek istiyorum.


Ahmet Tulgar bence çok iyi röportajcıydı. Ekşi sözlüğe bir göz attım. Kocaman spor ayakkabıları ve kapüşonlu eşofman üstleriyle kalmış hafızalarda. Milliyet Gazetesi'nde çok okunaklı röportajlar yayınlardı. Çok akıllı, entelektüel adamdı. Kalemi de kuvvetliydi. Di'li geçmiş kullanmamın nedeni, uzun zaman önce küsüp mesleği bırakmış olması. Gazetelerde çalışırken de edebiyatla ilgilenir, romanlar yazardı. Ama sonra bu işe biraz daha ağırlık verdi sanırım. İlk okuduğum kitabı Volkan'ın Romanı idi. Politik bir romandı. Emniyet teşkilatını, faili meçhulleri anlatıyordu. Birbirimize ise Tulgar'ın homoerotik öykülerinden bir seçki. Dili cezbedici bence. Yarı otobiyografik olduğunu düşündüğüm öyküler var. Önerdiğim herkes sevmedi. O yüzden mutlaka okuyun, diyemiyorum. Tulgar'ın başka romanlarını da okurum ama. Onu belirteyim.

Bir Ahmet Kaya havası gelmiş Ahmet Abi'ye.


Ian McEvan'ın Çocuk Yasası, geçen yılın en beğendiğim romanları arasında. Aile mahkemeleri hakimi Fiona, kendi çıkmaza girmiş evliliği ile lösemili bir çocuğun hayatını eşzamanlı olarak kurtamaya çalışıyor bu romanda. Birinde başarılı olamıyor. Acaba hangisinde? Gündeliğin, sıradanın, ağır tempolu ve damıtılmış bir tasviri bu roman. Etik sorgulamalarla örülü. Önyargıları yıkan, hiç bir şeye hazırlıklı olamayacağımızı gösteren bir metin. Ayrıca dini inançlar ile aklın/bilimin çatışmasını görmek bakımından da ilginç.

McEwan'ı, David Carradine'e benzettim bu fotoğrafta.


Cadıbostanı Cinayeti, Esra Türkekul, Mylos Kitap.

Nerde Kalmıştık?, Haldun Dormen, Doğan Kitap.

Birbirimize, Ahmet Tulgar, Everest.

Çocuk Yasası, Ian McEwan, Çev. Roza Hakmen, YKY.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...