8 Ocak 2015 Perşembe

Korkunç koleksiyoncu

Resim yazısı ekle



Charlie Hebdo katliamı bizim eve de bomba gibi düştü. Çok içerledik, kahrolduk. Sonra biraz durulduk, olan biteni tahlil etmeye, öfkenin, nefretin kaynağını aramaya çalıştık. Olmadı. Zaten memleketimizde her gün yeni bir katliam var. Herkes herkesi öldürmek istiyor. İçerde zor tutulan (artık sopalarıyla birlikte serbest bırakılan) ve dışarda haykıran kitleler arasındaki yarık giderek derinleşiyor. "Devlet büyükleri" bundan çok hoşlanıyor, bunun için çalışıp çabalıyorlar!

Dünden beri kendimi nasıl teselli edeceğimi bilemiyorum. Bari dedim, günlerdir yazmayı planladığım koleksiyonculuk zenaatinden biraz bahsedeyim. Kafamı dağıtmaya çalışayım.

Hemen hemen hepimiz çocukken bir şeyler biriktirmişizdir. Anneleriyle günlere giden kızlar peçete biriktirirlerdi benim çocukluğumda. Oğlanlar ise çoğunlukla pul... Pul biriktiren kız çocuğu olurdu da, peçete biriktiren oğlan ben pek görmedim. Peçeteleri saklayacak bir mahfaza yoktu. En fazla kutulara, poşetlere konurdu. Pullar içinse şanslı ve harçlığı biraz bol olanların aldıkları özel defterler vardı. Bunlar en yaygın koleksiyon objeleriydi çocuklar için. Daha seyrek rastlanan bozuk ve kağıt para koleksiyoncuları ile model araba, oyuncak figür koleksiyoncuları zengin ailelerin çocukları arasından çıkardı. Bugün oğlum sayesinde oyuncakçıların müdavimi olmuşken, firmaların koleksiyon yapılsın diye özel seriler ürettiklerini görüyorum. Bunun gerçek bir koleksiyoncu için zevk veren bir yanı var mıdır allasen? Paran varsa bir seferde hepsini toparlarsın. Halbuki, beklemek, heyecanlanmak, elde edememek, beklemediğin anda bir yerlerde rastlamak, hediye olarak almak bunlar koleksiyon yapmanın fıtratında olan şeylerdi. Geçelim!

Benim hem peçete, hem de pul koleksiyonum oldu. İkisi de cılız koleksiyonlardı. Hem sınıfsal, hem de kültürel nedenlerle. Ama beni oyalıyor, mutlu ediyordu her ikisi de. Kış günlerinin ev hapsinde bunları çıkarıp uzun uzun incelemek, tasnif etmek, gerekiyorsa tamir etmek bir nefes almayı sağlıyordu.

Biraz büyüyünce, peçete koleksiyonu yakışıksız olmaya başladı. Çünkü bu koleksiyon, annesine bağımlı, domestik kız çocukları ile genç kızları işaret ediyordu. Ben de hafazanallah, o kızlardan sayılmaktansa ölmeyi yeğlerdim! O sebeple bir kısmı çöpü boyladı, diğer kısmı da yaşça küçük akraba çocuklarına devredildi peçetelerin. Pulla devam edildi. Ama başka müthiş koleksiyoncuların ellerindekileri görünce, teslim bayrağı çekildi. Hem fikr-i takip, hem de masraf gerektiriyordu sağlam bir pul koleksiyonu oluşturmak.

Ama ben ideal bir orta sınıf bebesi olarak bir şeyler biriktirmekten hiç bıkmadım. Sıra geldi ayraçlara. Geç denecek bir yaşta, 24 yaşımda başladığım bu koleksiyon bugün onbine yaklaştı. Hiç vazgeçmedim, çıkarıp bakmaktan hep zevk aldım. Saklamak zor, onu söyleyeyim.

Ayraç koleksiyonumun mikro bir parçası.

Kabalcı'dan mail atarak istedim bunları. 



Sıradaki koleksiyonum ise "mekanın temsili veya temsili mekan" olarak adlandırabileceğim maket yapılar. Türkiye'de örnekleri çok az. Ama dünyada baya bir sektör olduğu anlaşılıyor. Turistik ve ticari birer meta olmaları sebebiyle sanırım. Bunu bilen arkadaşlarım, akrabalarım gittikleri yerlerden alıp getiriyorlar bana. Kendim çok müteharrik biri olamadığımdan, hayatımda ilk kez koleksiyonum başkalarının olağanüstü, vefakar, neşeli ve bonkör katkısıyla çoğalıyor. Dolayısıyla, son koleksiyonumla dostlar ve güzel insanlar biriktirmiş oluyorum aynı zamanda.





 


 

 

Yıllar önce ayraç koleksiyonu yaptığımı öğrenen eski bir koleksiyoncu bana, "Koleksiyoncular iyi insanlardır, onlardan hiç bir kötülük gelmez" demişti. Yıllarca inandım bu söze. Bana iyi de geldi. Ama son zamanlarda durup düşünüyorum, seri katiller de birer koleksiyoncu aslında. Takıntılılar koleksiyoncular gibi. Hep yenilerini eklemek istiyorlar ellerindekine. Var koleksiyonculuğun böyle hunharca bir yönü. Başkasının elinde olanda gözü kalmak, parayla elde edemeyeceğini illegal yollardan ele geçirmek, kıskançlık, kibir...

7 günahtan biri olabilir mi koleksiyon yapmak? Tamam, biraz abarttım. Ama koleksiyon yapmanın sırf iyi insanların karı olmayacağına yahut koleksiyon yapıyor diye birine iyi insan denemeyeceğine eminim artık.


8 yorum:

  1. Bakış açıcısını değiştirince nasıl değişiyor her şey. Eline aklına sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. Bu arada belirtmeliyim Charlie Hebdo benim icime de evlat acisi gibi oturdu. Bircok nedenden oturu. Kendimi yenemiyorum dunden beri.

    YanıtlaSil
  3. Bak geçenlerde suluboya ayraçlar alırken aklıma koleksiyonun geldi sana da aldım görüstüğümüz ilk fırsatta vereceğim:))

    YanıtlaSil
  4. çiğdem, teşekkürler. dilara, hem içerden, hem de dışardan kötü haberler vicdan sahibi herkesi müteessir ediyor. sevda, beni düşünmüş olman ne güzel. çok sağol canım.

    YanıtlaSil
  5. Ne kadar güzel ayraçlar ve maket yapılar, gelip bakmak istedim onlara yakından.
    Ben de ayraç biriktiriyorum, sayısını bilmiyorum ama artık kutulara sığmıyor siz nasıl saklıyorsunuz merak ettim.

    YanıtlaSil
  6. ayakkabı kutularında saklıyorum :) iyi korumak gerekiyor. nemden, tozdan falan. ben de çok titiz değilim. ama plastik kutular elverişli oluyor

    YanıtlaSil
  7. İyi fikir ben de öyle yapayım.
    Ayraç kardeşliği :))

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...