30 Kasım 2025 Pazar

Aylar ve Sayfalar Sonra...


Hayat bizi çekip çeviriyor. Planlar, kararlar, irade beyanları, hevesler, inatlar, işte fazlasını siz ekleyin, havaya karışıyor. 

Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteden muzdarip bir fani olarak bende de kusur var. Öyleydi, böyleydi derken, bu bloga düzenli yazma niyetimi hayata geçiremedim.

Ama ucunu da bırakmıyorum görüyorsunuz. İşte size 4 kitap daha. 


Karaörenler'in evindeki bir içki masasında. Sami Karaören sol başta. 

Önce Dünya, sonra da uzun süre Cumhuriyet Gazetesi genel yayın yönetmenliğini yapmış, 3 yıl önce aramızdan ayrılan Sami Karaören’le yapılmış bir söyleşi Güzel Günlerimiz Oldu. Karaören, Cumhuriyet ülküsüne sıkı sıkıya bağlı, okumaya düşkün biri. Türk Dil Kurumu üyeliği ve dil konusunda çalışmaları da var. Bu kadar canlı bir hayatın hikayesini oldukça sönük ve renksiz anlatması beni şaşırttı. Bunu söyleşiyi yapanlara mı, Karaören’e mi bağlamalı bilemedim.Cumhuriyet Gazetesi'nin çalkantılarını onun ağzından da dinlemek isterdim. Fakat bu tarz insanlar ketum, titiz ve ihtiyatlı olurlar. Sıkıcı olduklarını düşünmezler çoğunlukla. Kitabın adında bahsedilen güzel günleri mumla aradım.

Hasılı, bahsedilen dönemi okuyacak daha renkli ve malumatlı kaynaklar var. Mesela, Hasan Cemal'in Cumhuriyet'i Çok Sevmiştim'i. 


Bıçakçı görüntülenmeyi sevmiyor. Ben de ona saygı gösteriyorum.


Barış Bıçakçı'nın eski tadı yoksa da çoktandır, onu okumaktan cayacak değilim. Ölüsü bile yeter, Allah gecinden versin! :) Tarihi Kırıntılar'ın kahramanı Can, o ergenken bir şaire aşık olup evden kaçan ablasının izini sürer kitap boyunca. Bu kayıp bütün hayatını, tercihlerini belirlemiştir. Hayatını hem mahveden, hem de ona şekil veren bu kaçış, Can’ı şairlerle görüşmelerden oluşan bir kitap hazırlamaya sevk eder. Bir şiir gibi akan romanın her bölümünde Can ile ailesinin kayıplarıyla kurdukları ilişki biçimi ve bu topraklarda şair olma tecrübesi hakkında, yakın tarihin politik olaylarının eşliğinde bir anlatı ile karşı karşıya kalıyor okur.


Kayıp vermeden yaşasın McEwan ve ailesi.


Kayıp, Türkiye'de çok sevilip okunan Ian McEwan'ın en iyi kitaplarından biri. Çocuk kitapları yazarı Stephen, sıradan başlayan bir günde üç yaşındaki kızı Kate’i süpermarkette kaybeder. Yıllar geçtiği halde Kate bulunamaz. Bu kayıp Stephen ile karısı Julie’nin hayatını değiştirecektir. Stephen kaybının yasını tutar ve hayatını düzene koymaya çalışırken bir yandan da dönemin İngiltere’sindeki siyasi canbazlıklara, eğitim sistemi ve çocuklara bakıştaki çarpıklıklara şahit olur. McEwan, bazı kitaplarında çocukluk, ergenlik konularını irdeliyor. Çocuklarla ilişkilerimizi, çocukların toplumdaki yerini, haklarını ve tarih içinde çocukluğun dönüşümünü tartışıyor. Çocuk Yasası bunların en iyisiydi. Bu kitap da onlardan biri. Kaybın travmasını o kadar gerçekçi anlatıyor ki, karanlık bir kuyuya yuvarlanıyorsunuz. İçinizi kazıyarak etkileyici bir anlatı okumak istiyorsanız, buyrun!

Lessing kedilerinden biriyle



Bu da bizimkinin 


Kedi fobim beni tanıyanlarca malum. Sahil şehirlerinde açık hava meyhanelerinde, kahvehanelerinde beraberimdekilere eziyet ederim. Masalara çıkar, çığlıklar atar, konuşulanlara dikkatimi veremeyecek bir anksiyeteye kapılırım. Kedili evlere giremem. Bu derdimin kaynağını psikolojik danışmanlarda bulamadım. Nedenine dair tahminler duydum sadece. En inandırıcı olan çocuklukta yaşadığım travmanın etkisi ve kontrolcülüğüm oldu. Beklenmedik hamleler yapan, başına buyruk bu canlılara karşı hep tetikteyim. Bunu aşmak ve kedileri yakından tanımak için okuyup duruyorum. Bunlardan biri de Kedilere Dair. Bu anlatıda Doris Lessing, dostluk ettiği, kapısına gelen veya peşinde koştuğu, beslediği, sevdiği, hatta öldürmek zorunda kaldığı kedilerin hikayelerini anlatıyor. Afrika coğrafyasında geçen çocukluğundan yaban hayvanlarına aşina olan yazar, kedilerle doğalarına saygılı bir ilişki kurmaya çalışıyor. Bazen onlara karşı acımasız, bazen şefkatli oluyor. Onların karakterlerini analiz ediyor ve kedileri seçerek seviyor. Kedisiz bir hayat düşünemiyor. Doğal hayatın acımasızlıklarına göz yummak zorunda kaldığını itiraf ettiği bölümler kediseverler tarafından infialle karşılansa da, Lessing’in doğup büyüdüğü coğrafya doğal seleksiyonun ve içgüdüsel davranışların hakim olduğu bir bölge. Bunu da hesaba katmak lazım. Okumanızı tavsiye edeceğim leziz bir anlatı.

Bu arada Nahid Sırrı'nın da Kedilere Dair'i var. Onu da ihmal etmeyin!


Güzel Günlerimiz Oldu, Sami Karaören, Haz. Şükran Sabanuç, Mukadder Özgeç, Ömer Özgeç, İş Bankası.


Tarihi Kırıntılar, Barış Bıçakçı, İletişim.


Kayıp, Ian McEwan, Çev. Murat Karlıdağ, YKY.


Kedilere Dair, Doris Lessing, Çev. İnci Ötügen, Metis.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...